Deşifre : Joe Biden Neden Türkiye’de?


Abd’nin ikinci adamı Biden’in gelişi hayra alamet olmadı. Ayağının tozuyla ve hışımla geldi.
Obama’nın veda busesi dağıtacağı zamanların öncesinde geldiği gibi Hdp milletvekillerinin gözlerinin içine bakarak, “PKK tüm dünyanın kabul ettiği terör örgütüdür!” deyip yahudi lobisinin şikeci sesiyle manifestosunu ortaya koydu.
Pyd’nin, Hpg’nin varlığını ise Cenevre görüşmeleri perdelemesinin ardına gizledi!
Gözümüzü boyadı
Şirin gözüktü
Barış havarisi olarak belirdi
Bizler de inandık!
Oysa Biden’in dikkate almadığı birşey vardı. Elçiye zeval olmaz gerçeğini göz ardı etmeyen ama elçinin de haddini aşan hitaplarına kararlılıkla cevap verecek olan milli irade Biden’i tahlil ediyordu artık..
“Demokrasiye balans ayarı” verme zamanlarının geride kaldığını farketmemiş olmasına şaşırmadık..
Anadolu kendi göbeğini kendı elleriyle kesebilecek kararlılık ve acı birikimlere sahiptir!
Evet, Biden’in gelişiyle perdelenen ve kabul ettirilmeye çalışılanları iyi tahlil etmek durumundayız.
Biden’in ülkemizden ayrılmasının ardından Musul ve Cerablus çizgisinde ‘Fırat’ın batısında’ düğmeye basılacağı kesindir!
Ardından ve eşzamanlı sürpriz hamleler gelecektir.
Savaş tamtamlarının çalındığı artık çok net.
Biden tehdit etmiştir!
Biden parmak sallamıştır!
Biden işaret fişeğini ateşlemiştir!
Gelmeden önce Rusların sınır bölgelerimize yakın mevkide havaalanı ve üs açmaları da boş değil!
Abd’nin zaten mevcut olan Tel amir, Abdülaziz dağı ve ardından Rimelanda kurdukları hava üsleri mevcuttu. Abd ile anlaşan Rusya’nın yeni bir havaüssü açmaları daraltılan ve tahkim edilen alanların Pyd’ye arka mevzi ve destek olduğunu iyice aşikar kılmıştır.
Pkk ve beraberinde Ypg ve Pyd nin çözülme noktasına geldiği bir dönemde
durumu kurtarma derdine düşen Abd merkezli siyonist lobininin Biden üzerinden devreye girmesi yine iyi okunmalı..
****************************************************
Bu Biden bize demokrasi barış ve özgürlük kavramlarına hassas olunmasını ifade ederken Rimelan hava üssü başta olmak üzere, Tel amir, Abdülaziz dağı bölgesinde bulunan üslerde Abd ajanlarının Ypg ve Pyd güçlerine dağıttığı paraları dile getirmemiştir!
Dahlan üzerinden dağıtılan paraların Pyd ve Ypg bünyesindeki lejyoner askerlere, teröristlere verildiğini dile getirmeyecektir!
Aynı Biden, Pyd ve Ypg güçlerini yöneten Abd özel birliklerini dile getiremeyecektir!
Pyd ve Ypg güclerininin % 90nına Abd bütçesinden demokrasi adına ödenek çıkartmak için senotoya yaptıgı blöfleri
ifade etmeyecektir!
Demirtaş’a Abd ziyaretinde demokratik Kürdistan için bugünkü zamanı işaret ettigini söylemeyecektir!
Cenevre görüşmleri için zemin hazırlamak adına geldiğini kimse bilmeyecektir!
Biden Pkk’yı terör örgütü olarak ifade ederken yine İngiltere merkezli bankalar ve off-short hesaplar üzerinden KCK elebaşlarını finanse ettiğini kimse bilmeyecektir!
Citibank’ın kimler adına hizmet verdiğini Dahlan’a bile söylemeyecektir!
Paralel unsurların ordumuz içindeki uzantılarına “gerekirse Abd başta olmak üzere” diğer AB ülkelerine sığınabileceklerinin güvencesini verdiğini ve bunun da takipçisi olduğunu kimseler öğrenmeyecektir!
Hdp milletvekilleri üzerinden Hdp kongresinde yenilenecek “eşbaşkan”lara yeni dönem Kürdistan güvencesini verdiğini farketmeyeceğimizi düşünmemiştir!
Dahlan gerçeği ve Biden gerçeği bize şunu gösteriyor; Tepkimizi gözlemliyorlar.
İç dinamiklere mesaj veriyorlar.
Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ankara’yı tasfiye edecek büyük bir kumpasın haberlerini veriyorlar!
*********************************************
Sahi, TBMM de temsil edilen bütün parti yetkilileri Joe Biden ile görüşürken Mhp neden çekince koydu?
Oktay Vural neden kaçtı?
“6.filo protestocuları” içine karıştı!
Vural nezdinde MHP neden protestoyu seçti?
Antiamerikancı olduğu için mi?
Oyunu gördükleri ve ihanet edildiğini düşündükleri için mi?
Biz söyleyelim..
Oktay Vural nezdinde Mhp’nin Biden ile gerçekleştirilen toplantıya gelmemeleri bizzat MHP kurmaylarına iletilmiştir!
“durumdan vazife çıkartmak” rolüne hazırlanıyorlar!.
**************************************************
Joe Biden, Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına bir dizi dosya ile gidecek. Dosyaları ABD’deki siyonist lobi tarafından tutuşturulmuştur.
Obama’nın Recep Tayyip Erdoğan’a verilmesini reddettiği dosyalarla çıkıp çıkmayacağı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu dosyalara vereceği cevap çok önemli!
Reis resti çekecek!
Pyd’nın gerekçeleri üzerinden Cenevre’ye çağrılmaları arkasına sıralanacak dosyalar Reis nezdinde reddedilecek!
Biden ile boyun eğdirilmek istenen Recep Tayyip Erdoğan tüm ipleri koparacak!
Biden’in elindeki dosyalarda neler mi var?
En önemlisi Lahey gerekçeleri ve uluslararası yahudi konsorsiumun mutabık kaldığı suçlama dosyaları bulunuyor.
Biden’in İstanbul üzerinden hareketlerine şekil veren resim bu.
Akademisyenler, Can Dündar, paralel yapı, Pkk, İnsan hakları, Hdp’nin ayarlanması, Mhp’nin dışlanması ve etrafına topladığı partililerin tamamına yakınının kürt kökenli olmaları..
Resim yeterince net mi?
*****************************
Bu arada, Biden ile görüşen Leyla Zana acilen Recep Tayyip Erdoğan’dan neden randevu istedi?
Leyla Zana üzerinden verilmek istenen mesaj mı var? Tehdit mi var?
Veya Leyla Zana neyi farketmiştir?
Zana, Pkk’nın dışlanıp Pyd’nin gerçek yüzünün hasıl olduğunu mu, yoksa uluslararası bir komplonun yolda olduğunu mu itiraf edecektir!
Bakıp göreceğiz..
Leyla Zana’nın görüşmesinden sonra Oktay Vural nasıl bir açıklama yapacak
bekleyip göreceğiz…
****************************************
Joe Biden, Abd’nin barışı dizayn eden savaş gücüdür!
Biden, siyonizmin en barışçıl yüzüdür!
Biden gidecek, bombalar patlayacak! Esed, İran, Pyd saldırıya geçecek!
Faili meçhul süsü verilecek bir dizi suikastlere rastlayacağız!
Lakin, son sözü Reis söyleyecek!
Rabbim ülkemizi bu şeytanların şerrinden korusun.
Rabbim ümmeti Muhammedî muhafaza etsin.
Yediden yetmişe Anadolu’nun Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkması zaruri!
Bu savaş Anadolumuzun varoluş ve diz çöküş noktasıdır!
Herkes safını seçsin
Ya istiklal ya ölüm!


Binnur GÜNEY | http://www.anadoluhaberim.com/

Roqpro Bilgi Dünyası

Michael Fassbender'in 'Assassin's Creed'den İlk Görüntüleri Sızdı

Hit video oyunu Assassin's Creed'in beyazperde uyarlamasında rol alacak olan Michael Fassbender'in Callum Lynch'i canlandırdığı filmden ilk görüntüsü yayınlandı. Söylenecek tek söz var: ölümcül.



Mvesselam Ekibi olarak Ubisoft Şirketinin oyunun diğer sürümlerine nazaran daha da iyi bir oyun şöleni sunacağına inanıyoruz :) En azından fotoya nazaran arkadaşlar :)

Sitemiz:

Facebook Sayfamız:


Batı medeniyeti

Batı medeniyetini tanıyalım...

 Sırf müslüman oldukları için çoluk, çoçuk, yaşlı, kadın demeden Avrupanın göbeğinde katledilmelerine göz yumuldu. Avrupalı barbarlar buna izin verdi. Dünyanın gözleri önünde ve Birleşmiş Milletlere bağlı Hollanda'lı askerlerin müsadesiyle yapılan katliam Bosna katliamı ;
1995 yılının Temmuz ayında Sırp güçleri sistematik olarak yürüttükleri katliamlarda sadece Srebrenitsa’da beş gün içinde 8.372 Boşnak’ı öldürdü, yüzlerce kadın ve küçük yaştaki kız çocuğuna tecavüz etti. Bir gün içerisinde 20.000’in üzerinde mülteci Srebrenitsa’dan zorla çıkarıldı.
Dünyada Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından yaşanan gelişmeler altı federe cumhuriyetten oluşan Yugoslavya’nın da dağılmasına neden oldu. Yugoslavya’yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan Bosna, 1992 yılının Şubat ayında yapılan bir referandumun ardından bağımsızlığını ilan etti. Ancak Bosna’nın bağımsızlık kararını tanımayan Sırplar, Saraybosna’yı kuşatma altına alarak üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı’nı başlattılar.
1995’in Temmuz ayında Srebrenitsa’da Sırplar tarafından 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük soykırım gerçekleştirildi. Sırp kuvvetleri Srebrenitsa’da beş gün içinde 8.372 Boşnak’ı öldürdü, yüzlerce kadına ve küçük yaştaki kız çocuğuna tecavüz etti. Bir gün içerisinde 20.000’in üzerinde mülteci Srebrenitsa’dan zorla çıkarıldı.
1992-95 yılları arasında sistematik olarak yürütülen büyük çaplı bir etnik temizliğe maruz kalan Bosna’nın doğu yakasında, tüm dünyanın gözleri önünde, Sırp kuvvetleri Boşnaklara karşı her türlü savaş suçunu işledi.
Srebrenitsa Katliamı
Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığındı. Sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince Srebrenitsa’ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, Hollandalı askerlerce 11 Temmuz 1995’te Ratko Miladiç, nam-ı diğer “Sırp Kasabı”, komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi. Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. Kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.
Srebrenitsa’daki kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak, dağlık güzergâh üzerinde pusu kuran keskin nişancı Sırp askerleri tarafından âdeta tek tek avlandı. Dağlardaki bu zorlu kaçış yolundan yaklaşık 3.000 kişi sağ olarak Tuzla’ya ulaşabildi. Srebrenitsa’dan Tuzla’ya uzanan yolda 10 gün içerisinde 10.000’den fazla kişi katledildi. Srebrenitsa’da yaşanan bu katliam Avrupa’da hukuksal olarak belgelenen ilk soykırım olarak tarihe geçti.
Bunları unutanın kalbi kurusun... Bosna Türkiye'dir, Türkiye Bosna'dır.

Şehitlik ! Şehitlerimiz !


Şehitlik ! Şehitlerimiz !

Söylemeden Edemeyeceğim... Aslında bağırmadan edemeyeceğim bu gerçeği.. acaba ne oldu bize ki böyle tanelerin güneşte kavrulması gibi birbirimizin derdine derman olamayacak hale geldik... Şehitler bizim şehitlerimiz ölenler canını bu vatan uğruna feda edenler bu vatanın bu ülkenin evladı... illa başımıza gelince mi bir yakınımız şehit olunca mı yoksa ateş tam da ocağımıza düşünce mi ahu vah etmeye başlayacağız, ağıtlar yakıp tepkilerimizi terör örgütüne ve ihmali olanlara mı bağıracağız ? Neden şimdi değil !? Neden hemen değil !? çıkmıyoruz ki kafalarımızın dışına, birlik olamıyoruz ki şu kara günlerde... Yan efendim hadi terör örgütünü lanetlemeye gidiyoruz dediğimde benim şehidim mi !!!??? diyemeye müsait, potansiyeli olan adamlar var bu ülkede. kanı bozuk, ruhu bozuk, soyu bozuk insanlar bunlar... vurdum duymaz ama bir gün vurdurulup da duyurmaya çalışırlar seslerini... Vatan evlatlarına ağlamadığı zamanları hatırlayarak ağlamaya başlarlar bunlar. işte o zaman anlarlar herşeyin teklikle olmadığını ve bencilce. Ben ben ben BEN demiyeceksin kardeşim. Sen sensen O da O yani ne var bir olsanız. sürümüzü dağıtmaya ne hakkımız var ne güzel ülkemiz şu günlerin tam ortasında... zorluk zamanlarımızda da bolluk zamanlarımızda da. Ama insanlarımızın gözleri siyahlanmış karalara bürünmüş zihinler ve tek noktaya şahsa kin besler olmuşuz. halbuki şahıstan ziyade fikirlere karşı çıkılmalı onlar çürütülmeli. fikirler insanları güçlü kılıyor onların başını ezmeli fikirlerin sonra fikiracezelerin değerli dostlarım... Her gün farklı bir yerden Vatan evlatlarımızın ölüm haberleri geliyor. gururumuzdan önce öfkemiz kabarır oldu artık halk olarak... bunlara dikkat çekilmeli. halkımız savaşsa savaş diyecek noktaya gelmeden, bir şeyler en güzel şekliyle yapılmalı, yapılmalı ki bu kalleşliği kökünden atabilelim kendmizle hemhal olabilelim ve doğruyu suskunluğumuzdan söküp alabilelim. ve en önemlisi hepimiz birlik olalım. bu vatan hepimizin. ve hepimizin olarak kalacaktır vesselam ! Saygı ve sevgilerimle...

Editör: Tekin Eroğlu

Blog Nedir ?

Blog Nedir ?

Yakın zamana kadar birçok kişinin kavramsal olarak yerine oturtamadığı “blog” hakkında hala soru işaretleri olabilir. Bu yüzden bir blog’u kullanmaya başlamadan evvel neyi kullandığımızı bilmemiz gerektiğini düşündüm. Yani kısaca BLOG NEDİR?

BBS (Bulletin Board System)’lerin torunu olan Blog özünde kavram olarak web-log kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İnternette yaptığınız gezilerde hangi sayfaya girip neler gördüğünüzü ve ilginizi çeken bölümleri bir seyir defterine not eder gibi not edip yazdığınız hatta bu gördüğünüz yerdeki resimleri de eklediğiniz sayfalar topluluğudur. Devamlı Weblog! Weblog! ifadesinin kullanılıp konuşma dilinde baskının We-blog şeklinde vurgulanmasından dolayı zamanla “we” hecesi düşmüş ve devamlı kullanılan dillerden düşmeyen “blog” kavramı oluşmuştur. Tabii teknik bir terim oluşunca onunla uğraşanlarında ve bu işle ilgili yapılan işlemlerinde terimleri hemen hazır olmakta. Nitekim bu işle uğraşanlara “blogcu – blogger” ve blog üzerinden metin yazıp gönderme işlenmede “bloglama – blogging” denmiştir.
10 yıldan fazladır kullanılan blog günden güne tasarımları ön ve arka yüz kavramları ile teknolojinin her yüzünde olduğu gibi farklılıklar göstermiştir. İlk başlarda sadece internette dolaşırken hoşumuza giden metinleri ve linkleri kişisel sayfamıza ekleniyordu. Bunu da kodlamadan anlayan kişiler yapabiliyordu. Blog kavramı ile birlikte ortaya çıkan blog-yayınlama (blog publishing) aracı, birçok kullanıcıya teknik bilgi bilmeden kişisel blog sayfalarını oluşturma imkanı verdi. Blog kavramı ortaya çıkması ile birlikte blog-yayınlama araçlarının kullanımını ücretsiz verip sadece üye kazanma peşinde olan birçok site açılmaya başladı. Bu sitelerin en eskilerinden olan Technorati'nin bu gün blog sayfa sayısı 55 milyonu geçmiştir. Günde 30.000 - 40.000 blogun yaratıldığı bu ve benzeri büyük blog portalları sayesinde blog kavramının bütün internet kullanıcılarına ulaşması kaçınılmazdır. Üstelik zamanla bu ulaşım tek bir blog sayfası ile değil birçok blog sayfalarının oluşturduğu blogsal sayfa topluluklarını da getirecektir. 

Blog ve Yazılan Konular
Bloglar birçok konudan bir sürü farklı içerik ve resmi içerisinde barındırabilir. Bu o blog sahibinin isteğine ve o blog yapınsın belirlediği standartlara göre değişiklik gösterir. Önemli olan blog içinde yazılan konuların bir bütünlük ve uyumluluk göstermesidir. Peki, hep aynı konudan mı yazılacak? Hayır !!! Farklı konulardan da yazsanız bu sefer de uyumsuzluğun getirdiği uyumluluğu yakalarsınız.

Neden Blog?
İnsanlar site açmaktan çok blog açmaya daha doğrusu blog ile uğraşmaya iten birçok sebep vardır. Özellikle kişisel sayfalarda toplu blog hizmeti veren blog portallardan hizmet alanların sayısı hiçte yadsınamayacak kadardır. Bunun hiç şüphesiz en önemli sebeplerinden biri bir site açmak için verilmesi gereken domain ve hosting gibi ücretlerden kurtulmak olarak gösterilebilir. Tabii buna kolay kullanılabilir ve hiç teknik bilgi bilmeden güncelleme yapılan içerik yönetim sistemlerinin de sadece ücretsiz üyeliğe eklendiği düşünüldüğünde gösterilen ilginin hiçte sebepsiz olduğu söylenemez. Yine bu sistemlerin sabit yapıda bir görünüş değil kullanıcıların zevkine göre sundukları farklı şablonlardaki sayfa yapıları blog kullanımına gösterilen ilgiyi kat ve kat arttırmaktadır. Peki, sadece onların verdiği şablonlar mı hayır! Kendi yaptıklarınızı da ekleyebildiğinizden, bir sürü sayfa tasarımları ve alternatif çözüm ve resimler ortalıkta kolaylıkla dolaşmaya ve gösterilen ilginin artmasına sebep olmaktadır. Son olarak bunlara karşılıklı blog linkleri de eklendiğinde hiç kullanmayan kişilerin de başkalarından görüp blog havuzuna dalma isteklerini arttırdığı bir gerçektir.

Blog Kullanırken
1. Amacınızı belirleyin:
2. Okuyucularınızı tanıyın:
3. Gerçekçi olun:
4. Sitenizi sık sık güncelleyin:
5. Blogunuzu halka tanıtın : 6. Kaynaklarınıza link verin:
7. Diğer bloglara link verin.
8. Sevdiğiniz konular hakkında yazmaya çalışın:
9. Sabırlı olun: